DÜŞ

Kalkhedon’dan bir yolculuk
Chryoskeramus’a
Bir esrime sonsuzlukta, bir tuhaf düş
hayalimde  

Faniler meclis kurmuş, ağlar güne
maziye  

Yalvaç, bir bendir ney ü neyzene  

Sinede bir garip ud, bir içli ahenk
Kanun bir dilbaz afet
eski bir saray bahçesinde  

Zaman aşina değil şimdi bu merhalede  

Yırtar semayı bir dişi feryad
makam-ı muhayyerde 

Hilda LOSTAR

Muhayyer Sevda

Tutsak tutkularımızı çekip kurak kuyulardan
Hüzünlerimizi karantinalara aldık
Mistik eski bir dünyanın
Örümcek bağlamış duvarlarına astık
Notaları
Bir sihri vardı burada tek bacaklı sehpaların
Tükenmek bilmez anıları
Yaşlı bilge gramafonla dans eden
Paytak taş plakları
Bizler Gönlümüzdeki Şarkılarla burada harmanladık
Muhayyer sevdaları  

Serdümen Ahmet ERKUTLU

 

 

 

 

 

 

SEN UYURKEN

sen uyuduğunda karanlıklara sarılıp
Ben başucuna gelirdim her gece.
Saçlarına dolayıp parmaklarımı,
koklamak için buklelerinden, sen uyurken,

Nefeslerimiz karışırdı birbirine,
Teninde sarhoş eden o yosun kokusu,
Duvardaki gölgene titreyerek uzanırdı elim,
Buğulanan camların ardına saklanırdı İstanbul,

O gece matemiydi gökyüzü,
Siyahlara bürünmüştü yıldızlar ve dolunay,
Nefesinde başka bir nefes vardı,
Gölgene uzanmış yabancı eller,

Ay ışığı utanarak yaslandı omuzuma,
Yıldızlar kaçarcasına uzaklaştı üzerimden,
Melekler hıçkırarak ağladılar kanatlarına bürünerek,
Ve karanlık teslim etti mahremiyetini bonkörce,

Sen uyurken,
Ben öldüm...

Serdümen Ahmet ERKUTLU
 

 












Hilda LOSTAR

Ahmet ERKUTLU